Her şeyin bir hikâyesinin olduğu doğru mu?
Kalabalık caddedeki insanların, köşe başındaki tedirgin kedinin, elektrik tellerini süsleyen kuşların, yolda kalmış bir arabanın, kaldırımüstü çiçeklerinin...
Hepsinin, ama hepsinin bir hikâyesi olabilir mi sahiden?
Peki ya, bir hikâyesinin olup olmadığı üzerine düşünmediğimiz şeylerin?
Renklerin, kumaşların, kelimelerin?
Birbirine eklenerek rengarenk bir bütün eden kırkyamanın da bir hikâyesi var mıdır?
...