Türkiye’nin son yirmi yılı, yalnızca ekonomik büyüme rakamlarıyla değil; siyasal, toplumsal ve kurumsal alanlarda yaşanan derin dönüşümlerle okunmalıdır. Devlet ile toplum arasındaki ilişkinin yeniden tanımlandığı, sivil alanın genişlediği ve uzun süre merkezin dışında kalmış toplumsal kesimlerin kamusal hayatta daha görünür hâle geldiği bu dönem, aynı zamanda yeni bir siyasal dilin de filizlendiği bir eşiktir.
Türkiye’nin Yeni Bir Dil İmkânı, bu dönüşümü yüzeysel tartışmaların ötesine taşı ...