“Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.”
Evler, top gürlemeden de düşer.
Bu akın sınır boylarından gelmiyor; gecenin içinden, avuçlarımızda yanan o mavi ışıktan sızıyor. Kapılarımızı çalmıyor çünkü çoktan içeride. Sofralar kuruluyor ama kimse kimseye bakmıyor; eşler aynı yastıkta birbirine uzak, çocuklar aynı çatı altında öksüz. Mahremiyetimiz vitrinlere asılmış, fıtratımız ince ince aşındırılmış, sükûnetimiz sessizce yağmalanmış. Düşmanın ne sancağı var ne yüzü; yalnı ...